Pahalı

Her şey aşırı ve gereksiz yere mi pahalı yoksa benim param mı yok? Liste yapmadan AVM ye gidiyorum.Nasıl olsa alacağım şeyler sınırlı gerek yok listeye diyorum.Sonra ne mi oluyor?Ben asıl almam gerekenleri unutup başka şeyler beğeniyorum.Kendimi ilk defa durduğumu hissettim.Normalde uygun fiyatlı bir magazada güzel şeyler gözüme çarptığı zaman alırdım.Örnegin bugün 12 liraya kullanışlı cüzdan, başka mağazalarda 30 liradan aşağıya satılmayan 7 liraya güzel bir fular gördüm.Alsam çok şey kaybetmezdim ama almadan önce gerçekten ihtiyacım var mı diye sorduğumda bunların gereksiz harcamadan başka şeyler olmadığını görüyorum.Bir de bunların pahalı versiyonları var.İstediğim tarzda bir gömlek beğendim ve ne göreyim 79.90 lira.Bir kaç mağazaya da baktım yine o civardaydi gömlekler.Kusura bakmayın mağazalar düz kumaş parçasına 80 lira veremem.

Madem paradan bahsettim yeri gelmişken söyleyeyim.Çoğu vakfın burs başvuruları şu sıralar bitmek üzere.İlgilenen üniversite öğrencilerine duyurulur.😅

Reklamlar

MİNİK ADIM

Hiç adım atmamak mı yoksa büyük adımlar atıp geri dönmek mi daha kötü? Sanırım en iyisi minik adımlar atıp istikrarlı bir şekilde yola devam etmek. Bunu her şey için genelleyebilirim: İnsan ilişkilerinde, okuldaki derslerde, günlük rutinlerde…

Basit iki örnek vermek istiyorum: Birincisi, “Her gün en az 50 sayfa kitap okuyacağım.”

Bu ne demek oluyor? Günde yaklaşık 1,5 saatini kitaba ayıracaksın. Her zaman yapabilir misin? Son okuduğun kitabın konusunu, karakterlerini hatırlıyor musun? Cevabın hayırsa günde 50 sayfa kitap okuyacağım diye hedef belirleme. Yavaş yavaş arttır. Bu ay her gün 20 sayfa kitap okursan diğer ay bu hedefi 25 sayfaya çıkart.

İkincisi, “Her gün 2,5 litre su içeceğim”

Aslında bu bazı insanlar için çok zor değil. Ama benim için çok zor. Neden mi? Ben 0.5 litrelik şişeyi bir günde zor bitirebilen bir insanım. Her gün 2,5 litre demek dışarıdayken de belli miktar su içmemi gerektirir. Zamanımın büyük bir kısmı okulda (bununda yarısı klinikte ) geçiyor. Klinikte su içmek pek mümkün olmuyor. Günde 1 litre suyu dışarıda içmem gerek. Düşününce bu bana zor geliyor. Napayım o zaman? Bu ay günde 1 litre su iç. Yarısını evde yarısını dışarıda. Diğer ay bunu biraz daha arttır.

Aklıma ilk bu örnekler geldi. Ne zaman günlük bir hedef belirlemek istesem bu ikisi ilk iki sırada olur. Gerçekleştirdiğim zamanlar elbette oldu. Ama bunu devam ettiremedim. Naptım? Geri döndüm. Ben geri dönmek değil ilerlemek istiyorum.

Minik adımların seni taşıdığı yeri görünce çok şaşıracaksın.

UÇURUM

Akşamüstü sokakta oynayan çocuklara daha dikkatli baktım.Heyecanla koşan kızın yerine kendimi koydum.4. sınıfa 12 sene öncesine döndüm.(O kadar olmuş mu ya 😌) Beden derslerinde birbirimizi kovalar,seksek oynardık.Hava aydınlık olmasına rağmen hilal şeklinde ay gözüküyordu.Ben çok şaşırmıştım nasıl olur diye.O günü dün gibi hatırlıyorum.

Rahatlığımı,heyecanımı ve mutluluğumu hissettim.O zamanki benle şimdiki arasındaki uçurumu da aynı zamanda.

AĞUSTOS 2018 FAVORİLERİM

FİLM

The Bleeding Edge

Medikal endüstrinin içine girip gerçekleri gözler önüne seren belgesel niteliği taşıyan bir film.Daha çok kadın doğum ve ortopedide kullanılan ürünler üzerinde durulmuş.Bu ürünleri denetleyen çoğu yetkili kişinin o üretici firmalarda daha önceden çalışmış olduğu veya bir yerlerden bağlantısı olduğu göze çarpıyor.Beni en çok üzen olay bir ürünün piyasaya sunulmasına onay veren kurulun(konuşma kamera karşısında oluyor) tam denetlenmemiş ve verilerin yetersiz olduğu bir ürünü piyasaya sunarlarken ‘ya bir 10 yıl sonra bize şikayet gelirse ve bu videoyu izlerlerse ne olacak?’ deyip gülmeye başlamaları oldu.Belgesel Amerikada olan olayları anlatıyor ama tüm dünyada bundan çok da farklı olduğunu düşünmüyorum.Sırf çok para kazanmak için insanların sağlığı ile oynanmamalı.Sağlık endüstrisi maalesef çok yanlış ellerde..

TV PROGRAMI

Monsters Inside Me

Monsters_Inside_Me_Logo

TLC’de hafta içi her gün saat 23.20’de yayınlanıyor.Mikroorganizmaların vücuda girip çok vahim şeylere sebep olabileceğini gösteriyor.Bahsedilen mikroorganizma hastalıkları çok yaygın değil.Her bir mikrooranizmanın bulunduğu ve insana bulaşabileceği farklı yerler var.Bu zararlı mikroorganizmalara maruz kalan kişiler hangi süreçlerden geçtiklerini kendileri kamera karşısında anlatıyor ve bu kişilere benzeyen oyuncular da bu olayları canlandırıyor.House MD dizisini severek izleyen ben bu programı da severek ve sonunu merak ederek izliyorum.

MÜZİK

Yüzyüzeyken Konuşuruz-Dinle Beni Bi’
Tut elimi buradan gidelim
Olmaz demeden dinle beni bi

AKSESUAR

Stradivarius da gördüğüm bu sert taç favorim oldu.Kayma ve bozulma derdi yok.

TELEFON UYGULAMASI

Sudoku-The Clean One

Yaz tatilinde sudokuya sardım ve bu yüzden birçok uygulama indirdim.Aralarında en sade tasarıma sahip olan buydu.Ama tabiki gazetelerin bulmaca sayfasındaki sudokunun yerini tutmuyor 😌

Yabancı Dil Öğrenmek Üzerine #2-İngilizce

Yabancı dillerle ilgili yazı serimin ikincisini nihayet yazıyorum.İlkini okumak isterseniz Buraya tıklayabilirsiniz.

İlk yazım ispanyolca hakkındaydı.İspanyolcamı çok ilerletememiş olsam da temelimi oluşturduğumu düşünüyorum.

İngilizce öğrenmek için kaynak bulmak eskisi kadar zor değil.Her mecradan ingilizce öğrenebilmek mümkün.Ama buna rağmen motivasyonumuz düşük. Bunca kaynak arasından BBC Learning English‘i seçtim.Hem İngilizceyi ana dili İngilizce olan kişilerden öğrenmek hem de belli bir düzen içinde öğrenmek istediğim için bu platform bana uygun geldi.

Hem tarayıcıdan hem de telefondan uygulama şeklinde erişilebiliyor.

Ben daha çok uygulamayı kullanıyorum.Daha sade ve kolay geliyor.

İlk önce sitesinden bahsedeyim:

bbc.png

Kurslar ve özellikler adlı iki bölüm var.Belli bir yerden başladığım için hepsini inceleyemedim.

Bazı derslerden sonra pekiştirmek açısından aktiviteler var.Derslerin yazılarını PDF olarak seslerini ise MP3 olarak indirebiliyorsunuz.Bu güzel bir avantaj.

Uygulama olarak:

Daha sade ve kafa karıştımıyor.

Güncel olarak dersler yükleniyor.İçerik olarak sitedeki derslerle aynı. İster karışık ister belli bir düzene göre öğrenebilirsiniz.Ben ilk olarak 6 minute grammer (lower intermadiate)den başladım.

Hem işitsel hem de görsel (yazı ) olarak öğrenme fırsatı tanıyor.Konuşmalar bana biraz hızlı geldiği için yavaşlattım.Bilmedigim kelimeleri, konuşmayı durdurup bir deftere not ettim.Sadece konuşma veya sadece yazı olunca bir şeyler eksik kalıyordu.Bu uygulamayla hem dinleyip hem de kelimeleri canlandırabiliyorum.Bütün bölümlerine bakmam biraz zaman alacak elbette ama bana çok şey katacağina kesin gözle bakıyorum.

Sosyal medya hesapları

instagram: https://www.instagram.com/bbclearningenglish/

Youtube: https://www.youtube.com/bbclearningenglish

IMDb TOP 250 İLK 5 FİLM

1-The Shawshank Redemption

İlk sırada The Shawshank Redemption var.Anlamı shawshank kefareti.Ülkemizde filmin ismi Esaretin Bedeli olarak uyarlanmış.Yönetmeni Frank Darabont.(Yeşil yol,öldüren sis filmlerinin yönetmeni ve the walking dead’in yapımcısı aynı zamada).Başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman var. Film 1994 yılında çekilmiş olup 1947-1966 yılları arasında Shawshank hapishanesinde yaşanan olayları gözler önüne seriyor.

Filmin sonu gerçekten çok güzeldi.Birazcık gözlerim dolmuş olabilir

Ben bu filmi canım sıkıldıkça açar izlerim artık.

Filmden bir sonuç çıkarmam gerekseydi bu : ’’iyi bir dost ve umudun olduğu her yerde insan her şeyi başarabilir.’’ olurdu.

2-GODFATHER

Geçen sene bir kısmını izlemiştim sanırım.Çünkü bazı sahnelerini hatırladım.Açıkçası benim sıkılmadan izlediğim bir film olmadı.Saat 16.00 gibi izlemeye başladım ve ara vererek 23.00da bitti.Mafya,silahlı ve kavgalı diziler bana göre değilmiş.Ama filmde kullanılan müzikler ve sergilenen oyunculuk çok iyiydi bunu asla reddedemem.

kısaca film;Amerikadaki Sicilya kökenli mafyanın yaptığı işler üzerine dönüyor.

filmin en sevdiğim repliği: Ailesiyle vakit geçirmeyen bir erkek, asla gerçek bir erkek olamaz

3-GODFATHER 2

41V2AB34KCL._SY445_.jpg

IMDb top 250 3. sıradaki film The Godfather 2 miş.Film birbirine geçmiş 2 bölümden oluşuyor.Bir bölümde ikinci babanın (michael corleone) diğer bölümde birinci babanın (vito corleone) olduğu dönemler gösteriliyor.Film çok uzun 3 saat 20 dakika.Bu kadar uzun film izlemeye alışkın olmadığım için bitirmekte biraz zorlandım.Birinci filme göre biraz daha karışıktı,filmi durdurup anlamak için googledan biraz kopya çektim.Başka biriyle izliyor olsaydım büyük ihtimalle bu kim,ne işi var burda diyerek sürekli soru sorardım.

Daha iyi anlamak için sonra bir daha izleyeceğim.

4-THE DARK NİGHT

Film yaklaşık 2,5 saat ama izlerken 2,5 saat gibi gelmedi çok hızlı geçti.Filmin yönetmeni Christopher Nolan.Başrollerinde Christian Bale ve Heath Ledger var. Gotham şehrinde iyiliği yaymaya çalışan Batman’i Joker biraz dumura uğratıyor.Kisacasi heyecanlı ve bol aksiyonlu bir film.

Planı olan bir adam gibi mi duruyorum? Benim ne olduğumu biliyor musun? Ben arabaları kovalayan köpek gibiyim. Eğer yakalasam bile ne yapacağımı bilemem. Anlarsın ya… Ben sadece yaparım. (Joker)

5-12 ANGRY MAN

1957 yapım film.Başrolünde Henry Fonda var.Yönetmeni Sidney Lumet.

Filmi lisedeyken felsefe dersinde izlemiştik.Konusunu az çok hatırlıyordum.Filmin tamamı bir odada geçiyor.Babasını öldürmekle suçlanan bir çocuğun gerçekten suçlu olup olmadığına 12 jüri namı diğer kızgın adamlar karar vermeye çalışıyor.

Başta bir jüri hariç diğer jüriler çocuğun suçlu olduğunu düşünüyor.Kimi ön yargıyla yaklaştığı için kimi de bu davanın hemen kapanması için.Davis adlı jüri tüm delillere mantıklı yönden bakıyor ve diğerlerinin de bu konuda mantıklı düşünmesini sağlıyor.

Filmde yıkılmak istenen şeyin ‘ön yargı,çoğunluktan farklı düşündüğü için dışlanma korkusu ve düşünmeye ayrılan vaktin boşa harcanılan zaman gibi gelmesi’ olduğunu düşünüyorum.

bfhfg.png

KARABİBİK

Karabibik

Edebiyat dersinden bildiğimiz üzere ilk köy romanımız.Aslında hikaye de diyebiliriz.42 sayfadan oluşuyor çünkü.Başlangıçta kitabın isminden dolayı hikayede horoz beklemiştim.Karabibik hikayenin baş kahramanının ismi çıktı.Konusunu özetleyecek olursam:Karabibik’in hayatından kesitler diyebilirim.Karabibik Antalyanın bir köyünde kızı Huriyle yaşayan yaşlı bir adam.Tek hayali bir çift öküze sahip olup kendi tarlasını kendi hayvanlarıyla sürüp verimli ürünler elde etmek.Hikayede köy halkıyla konuşmaları ve komşu Rum köyündeki tüccarlarla (öküz alabilmek için borç istiyor) konuşmaları ağırlık gösteriyor. Konuşmaların halk ağzından doğal bir biçimde yazılması kitabı, konusuyla da birlikte o zamanın diğer hikayelerinden net bir biçimde ayırıyor.

Yadigarlarım

Karabibik kitabındaki Nabizade Nazım’ın ikinci hikayesi.

Hikaye yazarın arkadaşının anılarından oluşuyor.Özetleyecek olursam:

Arkadaşın deftere anılarını yazmasının amacı acılarını hafifletmek.Bu arkadaş biraz şıpsevdi.Ayni anda iki kişiden hoşlanıyor.Ama birini daha fazla seviyor.Bahsedilen kişilerin isimleri baş harfiyle yazılmış kitapta.Arkadaş H,yi K dan daha çok seviyor. Onlardan karşılık alamayınca yaşananları unutmak için İstanbul’dan İzmir’e gidiyor.Mösyö L’nin kızı A.ya tutuluyor ona aşık oluyor.Paris’e gidiyorlar.Şıpsevdi arkadaşımız kısa bir süre sonra A dan da sıkılıyor ayrılıp İstanbul’a dönüyor.Hikaye burada sonlanıyor.😌

Ben kitabın sayfalarını karıştırırken çok daha farklı bir şeyler beklemiştim.İstanbuldan,İzmir’den, Paristen kesitler bekledim ama sonuç hayal hayal kırıklığı 😂

Paketlenmiş Gıdalardan Uzak Durmak

Gıda alışverişi yaparken ürünlerin içeriklerine dikkat ediyor musunuz?

Açıkçası ben dikkat etmiyordum,son kullanma tarihlerine bile arada sırada bakıyordum.

Markette yeni bir abur cubur gördüğü zaman hemen sepete atan,bunu mutlaka denemeliyim diyen biriydim.Ama son bir senedir böyle yapmamaya çalışıyorum.

WordPresste takip ettiğim bloglardan That Sugar adlı film yorumlarıyla karşılaştım.3-4 blog ard arda paylaşınca ve konusu ilgimi çekince izlemeliyim dedim.Bu belgesel film, şekerin en tehlikeli gıda olduğunu, sağlıklı olarak bildiğimiz yiyeceklerdeki şekerin bile metabolizmamızı çok etkilediğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Filmi izledikten sonra aldığım yiyeceklerde son kullanma tarihinden önce şeker kısmına dikkat etmiştim.Form yerken bile artık rahat değilim. 😦

Filmin bir bölümünde şekerin dişler üzerine etkisinin nasıl olduğunu 17 yaşındaki bir genç örnek verilerek gösterilmiş.Ama verilen örnek biraz uçlarda.Günde 12 kutu gazoz içiyormuş.Diş doktoru acıyı hissetmemesi için anestezi yapıyor ama gencin ağzında enfeksiyon olduğu için diş etlerinde uyuşma pek gerçekleşemiyor.Gerçekten acı çekiyor.Belgeseli anlatan kişiyi ve beni şoka uğratan şey ise  bu kadar acıdan sonra  bu gencin şekerli içecekleri hala çok seviyor ve onlardan vazgeçmiyor olmasıydı.

That-Sugar-Film-Poster

 

Şekerle ilişkimi kestiğim bir içecek var:Çay. 4 yılı aşkın süredir çayıma şeker atmıyorum.İlk başlarda tabiki zorlandım ama şimdi şekerli çay verseniz asla içemem.Çünkü o zaman çayın değil şekerin tadını alırım.Bunu kahveye uygulamak ise biraz zor.Adım adım kahvede şekersizliğe yaklaşıyorum.

Başlığa dönecek olursam yaklaşık bir sene önce patates cipsi ve ketçabı hayatımdan tamamen çıkardım.Patates cipsleri bana hep çok yağlı gelmiştir.Hunharca patates cipsi yemişliğim yoktu zaten. eksikliğini hiç hissetmiyorum.

Geçen seneye kadar her şeye ketçap sıkardım.Üşendiğim zamanlarda ekmeğe ketçap sıkıp yerdim.Ne yalan söyleyeyim başlarda patates kızartmasını ve spagettiyi ketçapsız yerken biraz zorlandım.Evdekiler de ketçapsızlığa  alıştı ve mutfağimıza hiç ketçap alınmıyor şu an.

Hazır domates mevsimi gelmişken  yapmayı düşündüğüm tarifi burada paylaşıyorum:

Favori YouTube Kanallarım

Günde binlerce video paylaşılan YouTube da biraz seçici olmaya çalıyorum.Abone olduğum hepi topu 13 YouTube kanalı var.Bu kanallar arasından favorilerim şu şekilde:

1-Barış Özcan

Adsız

Evet çoğu kişinin gibi benim de favorilerim arasında.Hatırladığım kadarıyla ilk izlediğim videosu 2 Nisan 2016’da yayınlanan 40 sabah erken kalk videosuydu. #40sabaherkenkalk Barış Özcan kanalını ‘Sanat, tasarım ve teknoloji konularına “hikaye anlatıcılığı” (storytelling) perspektifinden bakış.’ olarak açıklıyor.

Videoları izlerken bir şeyleri değiştirebileceğim hissine kapılıyorum.Dünya da öğrenecek deneyimleyecek birçok şeyin olduğunu düşünüyorum.Keşke bu his daha uzun sürse..

Barış Özcan  5 Temmuz’da Yaz Okulu serisini başlattı.Doğal ve rahatlatıcı  bir ortamda videolarını paylaşıyor.Her pazar 3 haftadır bu seriyi merakla bekliyorum açıkçası.

 

2-Başka Bir Şey

Adsız1.png

Aslında bu kanalın videoları doğrudan ilgi alanıma girmiyor.Videolar daha çok  girişimcilik,yeni bir ürün tasarlayıp onu pazarlamak üzerine.Bu videoların beni kendine çeken tarafı farklı olması,üretmeye,düşünmeye teşvik etmesi.Türkiye de bu kanala benzer başka bir kanal bilmiyorum.Girişimcilik,mühendislik alanlarına ilginiz varsa kanala bi göz atmanızı öneririm.

3-Merve Özkaynak

Adsız2.png

Önüne gelenin makyaj videosu çektiği YouTube aleminde bu kanal hem samimiyeti hem de önerileriyle  sevdiğim kanal.Merve Özkaynak’ı izlerken rahatsız olmuyorum.Rahatsızlık derken mesela bazı kanallarda aşırı tepkilerin olması ben de ağzına bi çarparım senin dedirtiyor..Merve Özkaynak gerek diksiyonuyla gerek tavırlarıyla çok sevdiğim bir YouTuber.Yine de bazı sponsorlu videolarında yüzde yüz samimi olduğunu düşünmüyorum.Ama kimi YouTuberlar (zaten onların amacı sadece para kazanmak) gibi  para için  kesinlikle kullanmayacağı şeyleri paylaşacağını hiç sanmıyorum.

4-Ayşe Şeyma Keten

Adsız3.png

Bu kanalın tüm videolarını izlediğimi söyleyemem.Makyaj ve saç bakımı videolarını samimi ve pratik buluyorum.Şunu söylemeden geçemeyeceğim saçları çok güzel,keşke benim de olsa..

5-Nefis Yemek Tariflerim

Adsız4.png

Gelelim en sevdiğim konuya:YEMEK

Annem çalıştığı için yaz tatilinde doğal olarak yemek işi tamamen bana kalıyor.Ne pişirsem,nasıl pişircem sorularımın yanıtını bir tek nefis yemek tariflerimde bulabiliyorum.videolar maximum 3 dakika.Sıkıcı değil gayet pratik.Videoları seslendiren Elif Atalar’ın sesi beni hipnotize ediyor 😀 Neredeyse her gün videolu tarif paylaşılıyor ve her kategoriden tariflerin videosu oldukça sayıda  var.Son bir senedir -ilk defa  bir tarifi deneyeceksem- burayı izleyerek yapmaya alıştım.Mesela farklı bir kek mi yapacağım açıyorum videoyu,şekerle yumurtayı karıştırıyor videoda, durduruyorum kendim yapıyorum, devam ediyor yapıp yine durduruyorum. Nefis Yemek tariflerim benim yemek yapma yeteneğimi geliştiyor.O olmasaydı napardım :p

6-Refika’nın Mutfağı

Adsız5.png

Bu kanalda paylaşılan hiçbir tarifi yaptığımı hatırlamıyorum.Sevmediğimden değil, tariflerin büyük bir kısmı(yüzde 99,9) damak zevkime hitap ediyor.Bu kanalı daha çok Refika’nın sohbeti için izliyorum.Yemek yaparken bilgiler vermesi,neyin niçin yapıldığını ,bazı püf noktaları belirtmesi benim severek izlemem için yeterli sebepler.Gün aşırı videolar paylaşıp kendisini çok özletmiyor.

7-Ağız Mimarı

Adsız6.png

Ağız Mimarı yetenek açısından çok özendiğim biri.İnstagramda daha aktif .Çok sık video paylaşmıyor ama önceden paylaştığı sabundan diş yapma videoları  benim için çok faydalı oldu.

 

Eğer severek izlediğiniz YouTuber’ları paylaşmak isterseniz sizleri yorum kısmına bekliyorum 🙂

 

 

11.22.63

11.22.63

Stephen King’in 11.22.63 kitabından esinlenerek hazırlanan 8 bölümlük bir mini dizi.

Sayılar ilk bakışta bana anlamsiz gelmisti.Sonradan ogrendim ki 22 Kasım 1963ü temsil ediyormuş.

Bu tarih John Kennedy’nin suikaste uğradığı tarih.Bu suikastin dünyada donum noktası oldugunu düşünen bir restoran sahibi,restoranına gelen İngilizce öğretmeni Jake’in zamanda yolculuk yapıp bu suikastı onleyebilecegini düşünür ve restorandaki bir odadan yaninda yardımcı olacağını düşündüğü belgelerle 1960a gönderir.

Dizi 1960dan 1963e kadar Jake’in yaşadığı olaylar,suikasti engellemek için neler yaptığı ve hayatının aşkı ile karşılaşmasını konu alıyor.Tarih,bilimkurgu ve romantizm üçgeni çerçevesinde çekilmiş güzel bir dizi.James Franco ve Sarah Gadon birbirlerine çok yakisiyorlar bu arada.💕

Ben bu diziden şunu çıkardım -son zamanlarda da böyle düşünüyorum dizi de desteği oldu bu dusuncemin- Elimizden gelse herkes gecmise pişman olduğu dönüm noktalarını değiştirmek ister.Ama onu değiştirmenin belki de daha da kötüye neden olabileceğini düşünmez.Zaten günümüz şartlarında böyle bir şey mümkün olmayacağı için kendimizi geçmişle çok meşgul etmenin hiçbir anlamı yok.

En iyisi her şeyi akışına bırakıp,simdiye odaklanmak ve onu güzelleştirmek için elimizden geleni yapmak.